Önce değerlendirme, sonra egzersiz
Klinikte en sık gördüğüm hata, değerlendirme yapılmadan verilen egzersiz listeleridir. “Nefesim yetmiyor” diyen iki kişiye aynı programı vermek, iki farklı hastalığa aynı ilacı yazmak gibidir. Bu yüzden ilk görüşmenin büyük bölümü konuşmak, gözlemek ve ölçmekle geçer.
Ölçmediğim şeyi geliştirdiğimi söylemem
İlerlemenin “kendimi daha iyi hissediyorum” cümlesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Uygun olduğu durumlarda solunum kas kuvveti ölçümü, nefes darlığı ve yorgunluk skalaları, oturup kalkma ve yürüme temelli fonksiyonel testler kullanıyorum. Böylece hem programın işe yarayıp yaramadığını görebiliyoruz hem de yoğunluğu doğru noktada tutabiliyoruz.
Abartısız bir çerçeve
Kesin sonuç, süre ya da “kalıcı çözüm” taahhüdü vermem. Solunum fizyoterapisi kronik bir akciğer hastalığını ortadan kaldırmaz ve hiçbir teknik hekiminizin planladığı tedavinin yerine geçmez. Yapabileceğim; mevcut kapasiteyle günlük yaşamda daha fazlasını yapabilmenize yönelik, ölçülebilir bir program kurmaktır.
Ne yaptığını bilen kişi programı sürdürüyor
Değerlendirme sonuçlarını hastayla paylaşırım; hangi bulgunun ne anlama geldiğini ve neden bu tekniği seçtiğimizi anlatırım. Otuz yıllık deneyimimin bana öğrettiği en net şey şu: yaptığı egzersizin mantığını bilen kişi, programı düzenli sürdürüyor.
Sınırların farkında olmak
Değerlendirme sırasında hekim değerlendirmesi gerektiren bir bulgu çıkarsa —dinlenirken de süren nefes darlığı, kanlı balgam, açıklanamayan kilo kaybı, yeni başlayan göğüs ağrısı gibi— program ertelenir ve kişi hekimine yönlendirilir. Bu, işin ertelenmesi değil; doğru sırayla yapılmasıdır.